Hayrulah's profileBafra_BafraPhotosBlogListsMore ![]() | Help |
|
|
November 05 Aşk Hakkında Düşünceler05/11/2006 GÜNLÜK AŞK ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
“Aşk derdiyle hoşem el çek ilacından tabip,” Mecnun’ u babası , dertlerine derman olsun diye Kabe’ye götürmüş. Mecnun gûya Kabe’de dua edecek de bütün dertlerinden , dolayısı ile onu çöle düşüren aşkından kurtulacaktır. Fuzuli , onun ağzından şu yukarda ki mısralarla başlayan Gazeli söyletir Mecnun’a Ben aşk derdi ile hoşum , el çek ilacından tabip. Senin bana ilaç olarak sunduğun şey bana zehirdir. Benim derdime derman zehirdir. Aşık odur ki, aşkı kendisine çile , sıkıntı vermeye. Onun kalbi eğer aşka alışmışsa asıl ölüm aşksız yaşamaktır. Aşkını unutmaktır. Maksat şehvet olunca , her şey kovuşunca biter. Çünkü sözde aşık, istediğini almıştır. Artık sevdiğinde alacak bir şeyi de yoktur. Şehvetle aşkı birbirinden ayırmak gerek. Şehvete aşk demek aşka hakarettir. Aşıklara hakarettir. Bir pop şarkısında olduğu gibi; ben seni seviyorum, sana aşığım, yatağıma gel , demesi gibi. Demek ki ondaki aşk şehevi arzularını tatmininden ibarettir. Aşkın ve aşıkların seyir defterinde böyle bir arzu yer etmez. Gerçekten aşık gel , der. Vuslat ister, Vuslat gerçekleşince de ayrılmadan ölmek ister. Çünkü ölüm , ebedi vuslatın başlangıç noktasıdır. Ya da vuslattan sonra ayrılığın hicran ateşine düşmeyi cehenneme düşmek gibi bilmesindendir. Bu tür mecazi aşkların hakiki aşka kanat açması umulur. Çünkü Rabbim kulunun kalbine ilahi aşkın provasını yaptırmaktadır. Kalp az da olsa sevgiyi tatmalıdır. Ona alışmalıdır. Çünkü gönül mülküne daha büyük sevdalar düşünce yolunu şaşırmasın. O büyük aşkın sarhoşluğunda fazla eğlenmesin. Ehli tasavvuf mecazi aşkı her zaman İlahi aşka bir basamak olarak görmüşlerdir. Hatta dergahlara kabul ederken aşka istidadı var mı diye de imtihan etmişlerdir. Çünkü bu mübarek yolun esası , özü sevgiye dayanır. Allah ve Rasulu için söylenmiş bütün güzel sözlerin kaynağı bu mübarek yolun yolcularının gönül iklimleridir. Öyleyse şunu kesin olarak bilmemiz gerekir ki: Her mesleğin bir ustası vardır. Demirci olmak isteyen demirciye gidecek, çömlekçi olmak isteyende çömlekçiye. Bakırcıdan sarraflık öğrenilmez. İlla sarraf olmak istiyorsan , merakın incilere altınlara şekil vermekse mutlakla işi bilen bir sarrafın kapısında çırak olacaksın. Benim param çok çırak olmak neden, alırım altınları nice ince desenleri işler satarım da dersen sana gülerler. Dükkanı açarsın ,süslersin, püslersin satmaya kalkarsın. Alan da olur. Bakarsın bir gün iflas etmişsin. Cümle aleme rezil olmuşsun. İşte bu mübarek sevda yolu olan tasavvuf da bir ustadan öğrenilir. Çünkü bütün ustalar başka bir ustadan öğrenmiştir. Kendini Hakkın ve Habibinin aşkına adamak isteyenler de ilk önce kendilerine bu aşk yolunu bilen bir mürşit bulacaklardır. Bu kesin bir şarttır. Uyanalım. Nice aşk naraları atanlardan hiç aşık çıkmamıştır. Hep susanlardan çıkmıştır. Çevremizde nice cengaver mücahit vardır. Allah Teala’nın en büyük düşman olarak gösterdiği şeytan ve nefislerini unutup din uğruna cihat ettiklerini söyleseler de inanmayın. Çünkü şeytana ve nefsine mağlup olandan ancak cehenneme odun olur. Aşk gönülde başlar dilde değil. Sözde yalan dolan olur , gönülde olmaz. Olsa da sadece beni kandırırsın Allah Teala’yı değil. Günah işleyenler tövbe ile kurtulur, aşka riya katanlar, gurur , kibir katanlar neyle kurtulur bilemem. Büyük kalabalıklara İslami nutuklar atan nice muhteremler gördük. O muhteremlerden, halk kendilerini alkışlamayınca kızanları da gördük. Alkış halkın taktiridir, teşekkürüdür. Halktan taktir ve teşekkür bekleyenin Hakk’ tan nasibi nedir ki.. Aşkını- Rabbini- halkın alkışına kurban verenden ne beklenir. Yazık oluyor bunca ömre, yazık oluyor bunca güzel gönünle. Nakşibendi büyükleri mecazi aşka gerek görmemişler. Onlar yüksek himmetleri ile nice olmazı oldurmuşlardır. Kupkuru kütüklerden gül bitirmeyi bilen çok marifetli bahçivanlardır onlar. Kimileri dil ile kalbin arasını kırk yıllık yoldan geçmeye çalışırken , Nakşibendi uluları direk kalbin mülkünün tahtına kurulmanın yolunu bulmuşlar. Bunun için demişler ki büyükler; “Bütün yoların bittiği yerde Nakşibendi yolu başlar.” Yani özet şu: herkesin gitmek istediği aşkın mekanı olan kalbin yolu hafi zikirden geçer.
|
|
|